Eski Tarihli Ünvanların "Markasal Kullanım" Riski

Eski Tarihli Ünvanların "Markasal Kullanım" Riski

Ticari hayatta sıklıkla karşılaşılan ve hak sahiplerini yanıltabilen en kritik konulardan biri, ticaret ünvanı ile tescilli marka arasındaki ince çizgidir. Birçok işletme, "Ticaret ünvanım daha eski, dolayısıyla markayı da ben kullanabilirim" düşüncesiyle hareket etse de, güncel yargı kararları ve Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) bu konuda çok net sınırlar çizmektedir.

Orion Tescil olarak bu yazımızda, ticaret ünvanının markasal kullanımı nedeniyle doğabilecek hak ihlallerini ve yüksek mahkeme kararlarının bu konudaki yaklaşımını ele alıyoruz.

Ticaret Ünvanı ve Marka Arasındaki Fark

Hukuki perspektifte ticaret ünvanı, taciri (işletme sahibini) diğer tacirlerden ayırmaya yarayan bir addır. Marka ise, sunulan mal veya hizmetlerin kaynağını belirtir ve tüketicinin zihninde bir aidiyet oluşturur. Türk hukuk sisteminde bu iki hak arasında otomatik bir üstünlük ilişkisi yoktur; uyuşmazlıklarda kullanımın şekli ve zamanlaması belirleyicidir.

Markasal Kullanım Nedir?

Bir işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olan resmi ünvanını (örneğin; ABC Tekstil İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.) sadece faturalarında veya resmi yazışmalarında kullanması "ünvansal kullanım"dır. Ancak bu ünvanın içindeki ayırt edici ibareyi (ABC) alıp; tabelada, internet sitesinde, ürün ambalajında veya reklamlarda markaymış gibi ön plana çıkarması "markasal kullanım" olarak adlandırılır.

Eğer bu kullanım, başka birinin tescilli markasıyla karıştırılma ihtimali (iltibas) yaratıyorsa, ticaret ünvanı eski tarihli olsa dahi marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet gündeme gelir.

11. Hukuk Dairesi         2022/6597 E.  ,  2024/3047 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/945 Esas, 2022/1349 Karar
HÜKÜM : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/12 E., 2022/202 K.

Taraflar arasındaki Ticaret Sicil Memurluğu karar iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekil tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Lojistik A.Ş.’yi tüm aktif ve pasifleri ile birlikte devraldığını, 19.11.2021 tarihli genel kurulda ayrılma akçesi öngörülüp davacıda %10 hissesi olan ...’ün ayrılma akçesi karşılığında birleşme yoluyla şirket ortaklığının sona erdirilmesinin kararlaştırıldığını, birleşme ile oluşan yeni ortaklık yapısının genel kurul kararı gibi tescil ve ilan talebinin davalının 22.12.2021 tarihli kararı ile ortaklıktan çıkarılanın toplantıya katılmaması ve ayrılma akçesi uygulamasının devreden şirket için düzenlendiği gerekçeleriyle reddedildiğini, oysa genel kurul çağrısının ve toplantı davetinin tüm ilgililere usulünce tebliğ edildiğini, şirket birleşmelerinde ayrılma akçesi karşılığı ortaklıktan çıkarılacak kişinin toplantıya katılımının zorunluluğuna dair bir hükmün bulunmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6102 sayılı Kanun) devreden şirketin oy hakkına sahip %90’ının olumlu oyu şartına bağlandığını, şirket ayrımı yapılmadığını, oy oranını sağlandığını ileri sürerek davalının 22.12.2021 tarih ve B19-E. 32818 sayılı kararının iptalini, davacının 19.11.2021 tarihli genel kurul karar kararlarının davalı nezdinde ifasını talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının “Birleşmeye katılan şirketler, birleşme sözleşmesinde, ortaklara, devralan şirkette, pay ve ortaklık haklarının iktisabı ile iktisap olunacak şirket paylarının gerçek değerine denk gelen bir ayrılma akçesi arasında seçim yapma hakkı tanıyabilirler.” şeklinde düzenlendiğini, ayrılan ortağa seçim hakkı tanındığını, tescili istenen işlemde ise ortaklıktan çıkarılmak istenen ortağın toplantıya katılmadığından seçim hakkından söz edilemeyeceğini, aynı Kanun’un 151 inci maddesinin beşinci fıkrasında ayrılma akçesinin devreden şirket için düzenlendiğini, oysa dava konusu olayda devralan şirketteki bir ortağın çıkarıldığını, konu ile ilgili Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü’nden görüş sorulduğunu, birleşme işleminde ayrılma akçesi verilmek suretiyle zorunlu olarak ortaklıktan çıkarma müessesinin devreden şirket pay sahipleri ile sınırlandırıldığını, devralan şirket için uygulanamayacağını, ret kararında hukuka aykırılık bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının gerekçesinin 1 inci paragrafında “bu madde, AT'ın şirketlere ilişkin ikinci yönergesinde bulunmayan, ancak bu boşluğun olumlu bir boşluk olarak nitelendirildiği ve onun için Yönergede ulusal düzenlemelere olanak tanınmış olduğu kabul edilen birleşmeye matuf olan ortağın devredilen şirketten ayrılması hakkını ona vermektedir.” şeklinde, yine 2. paragrafında ise “Birleşmede ilke, ortak olma durumunun devamlılığıdır. 6762 sayılı Kanun başta olmak üzere, bir çok kanun ilkeyi emredici bir şekilde ön görmüştür. Oysa ilkeyi gerekçe göstererek, birleşmeye katılmak istemeyen, birleşmeyi kendi menfaatine aykırı gören devredilen şirketin ortaklarını zorla devralan şirkette tutmak doğru değildir...” şeklinde düzenlemeye yer verildiği, 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin ikinci fıkrasının gerekçesinin 2 nci paragrafının “Daha açık bir ifadeyle denilebilir ki bu hükmün özelliği birleşmeye karşı olan ortağın veya ortakların şirketten çıkarılmaları olanağını devredilen şirkete sağlamış olmasıdır...” şeklinde düzenlendiği, bu şekilde 141 inci maddenin gerekçesinde geçen “devredilen şirket ortaklarını zorla devralan şirkette tutmak doğru değildir.” ve “.... devredilen şirketten ayrılması hakkını ona vermektedir.” ifadelerinin ayrılma akçesinin, birleşmeye muhalif kalan devreden şirket ortakları için ön görülebileceğini gösterdiği, bunun yanı sıra 6102 sayılı Kanun’un 151 inci maddesinin beşinci fıkrasında ayrılma akçesini ön gören birleşme sözleşmesinin, devreden şirket ortaklarınca onaylanmasının gerekli olduğu ifade edildiğinden 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesi ve 151 inci maddesinin beşinci fıkrası ile her iki maddenin ilgili fıkralarının gerekçelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde birleşme işleminde ayrılma akçesi verilmesi suretiyle zorunlu olarak ortaklıktan çıkarma müessesinin devreden şirket pay sahiplerine tanındığı, devralan şirkette ise bu yönde bir işlem yapılamayacağı, davalı kararının uygun olduğu, ret kararına yönelik davacı tarafın itirazının yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kanun metninde birleşmeye katılan şirketler arasında ayrım yapılmadığını, davalının talebi 6102 sayılı Kanun’un maddelerinin açık lafzına ve ruhuna aykırı reddettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının gerekçesinin 1 inci paragrafında “bu madde, AT'ın şirketlere ilişkin ikinci yönergesinde bulunmayan, ancak bu boşluğun olumlu bir boşluk olarak nitelendirildiği ve onun için Yönergede ulusal düzenlemelere olanak tanınmış olduğu kabul edilen birleşmeye matuf olan ortağın devredilen şirketten ayrılması hakkını ona vermektedir.” şeklinde, yine 2 nci paragrafında ise “Birleşmede ilke, ortak olma durumunun devamlılığıdır. 6762 sayılı Kanun başta olmak üzere, bir çok kanun ilkeyi emredici bir şekilde ön görmüştür. Oysa ilkeyi gerekçe göstererek, birleşmeye katılmak istemeyen, birleşmeyi kendi menfaatine aykırı gören devredilen şirketin ortaklarını zorla devralan şirkette tutmak doğru değildir...” şeklinde düzenlemeye yer verildiği, 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin ikinci fıkrasının gerekçesinin 2 nci paragrafının “Daha açık bir ifadeyle denilebilir ki bu hükmün özelliği birleşmeye karşı olan ortağın veya ortakların şirketten çıkarılmaları olanağını devredilen şirkete sağlamış olmasıdır...” şeklinde düzenlendiği, bu şekilde 141 inci maddenin gerekçesinde geçen “devredilen şirket ortaklarını zorla devralan şirkette tutmak doğru değildir.” ve “.... devredilen şirketten ayrılması hakkını ona vermektedir.” ifadelerinin ayrılma akçesinin, birleşmeye muhalif kalan devreden şirket ortakları için ön görülebileceğini gösterdiği, bunun yanı sıra 6102 sayılı Kanun’un 151 inci maddesinin beşinci fıkrasında ayrılma akçesini ön gören birleşme sözleşmesinin, devreden şirket ortaklarınca onaylanmasının gerekli olduğu ifade edildiğinden 6102 Sayılı Kanun’un 141 inci maddesi ve 151 inci maddesinin beşinci fıkrası ile her iki maddenin ilgili fıkralarının gerekçelerinin birlikte değerlendirilmesi neticesinde birleşme işleminde ayrılma akçesi verilmesi suretiyle zorunlu olarak ortaklıktan çıkarma müessesinin devreden şirket pay sahiplerine tanındığı, devralan şirkette ise bu yönde bir işlem yapılamayacağı, davalı kararının uygun olduğu, ret kararına yönelik davacı tarafın itirazının yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kanun metninde birleşmeye katılan şirketler arasında ayrım yapılmadığını, “birleşmeye katılan şirketler” dendiğini, açık Kanun metnine aykırı yorumun hukuka uygunluk taşımadığını, 6102 sayılı Kanun hükümlerine uygun birleşmenin yapıldığını, birleşmeye katılan şirketlerden birinin şirket ortaklığının ayrılma akçesi karşılığı sona erdirildiği kararının 6102 sayılı Kanun hükümlerine uygun alındığını, 6102 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin amir hükmü uyarınca birleşmeye katılan şirketlerin ortaklarının ayrılma akçesi karşılığında paylarını devralabildiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticaret sicil müdürlüğü kararının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 32 inci, 34 üncü, 141 inci maddeleri ile 151 inci maddesinin beşinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

 

Haklarınızı Nasıl Korursunuz?

  • Ünvanınız Markanızı Korumaz: Ticaret ünvanınızı tescil ettirmiş olmanız, o ismi her türlü mal ve hizmette marka olarak kullanabileceğiniz anlamına gelmez. Ayırt edici isminizi mutlaka "marka" olarak da tescil ettirmelisiniz.

  • Kullanım Sınırlarına Dikkat: Başka bir markanın tescilli olduğu alanlarda, ticaret ünvanınızı sadece resmi zorunluluklar dahilinde kullanmaya özen gösterin.

  • Erken Müdahale Edin: Benzer ünvan veya markaların piyasadaki varlığını fark ettiğinizde, "sessiz kalma yoluyla hak kaybına" uğramamak için profesyonel hukuki destek alarak itiraz süreçlerini başlatın.

Ticaret ünvanınızın veya markanızın hukuki güvenliğini sağlamak, olası tazminat davalarının önüne geçmek için Orion Tescil uzman kadrosuyla her zaman yanınızda.

 

 

blog resmi